Ingmar Bergman- Ansikte mot Ansikte/ Yüz Yüze

Hayatımda attığım her adım için ya da söylediğim her söz için ‘Çocukluğunda şöyle olduğu için böyle yapıyorsun’ diyen ve kendini psikolog sanan komşu kadınlardan ve skeçlerde sıklıkla kullanılan ‘Bana çocukluğunuzu anlatın’ tarzı psikolog tiplemelerden o kadar gına geldi ki, filmlerde yönetmenlerin hayatından izler aramayı sevmiyorum. Kırmızı ruj süren kadınları öldüren seri katilin annesi, filmin sonunda anlarız ki, erkeklerle buluşmaya giderken de hep kırmızı ruj sürüyordur. Bu bir intikam olsa, yine izlemeye değer belki ama psikanalitik göndermelerin filmin sonunda bu kadar açıkça gösterilmesi… En az Freudyen cinsellik kadar klişe. Hollywood sineması bize hiçbir gizem bırakmaz. Böylece hepimiz filmin sonunda her şeyi çözer ve gönül rahatlığıyla evlerimize gideriz. Neden modern anlatılardaki büyük gizemlerin altından hep klişeler çıkar?